ÖZEL GÜLEN GÖZLER ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON KURUMLARI - İstanbul Anadolu Yakası Üsküdar
Anasayfa   Okulumuz   Haber Duyuru   Atatürk Köşesi   Foto Galeri   Video Galeri   Ziyaretçi Defteri   İletişim
Tel : 0 216 481 4696
Faks : 0 216 481 4697
E-posta
gulengozleruskudar@hotmail.com
Adres
FERAH MAHALLESİ NATO YOLU GÖKHAN SOKAK EKŞİOĞLU ÇAMLICA SİTESİ NO:59/B-1 ÜSKÜDAR
 17.8.2018 Günlük İstatistik
 Ziyaretçi Sayısı :  108
 Sayfa Görüntülenme :  108
Sitemiz Açıldığından Beri
 Toplam Ziyaretçi :  1366744
ISTANBUL
Otizm

 

OTİZM NEDİR?
 
Kelime olarak “kendine dönük” anlamındadır. Erken çocukluk psikozu, atipik gelişme gösteren çocuklar, çocukluk şizofrenisi olarak değerlendirilen bu ; 1943 yılında Leo KANNER tarafından “infantil otizm” diye tanımlanmış, yaygın gelişim bozukluğudur, Leo KANNER’ın kullandığı otizm deyimi, bu bireylerin insanlarla ilişki kurmak yerine kendi yarattikları dünyada yaşama eğilimlerine değiniyordu. Aynı yıllarda Avusturyalı çocuk psikiyatrı Hans ASPERGER aynı nitelik taşıyan sorunları fark etmiştir. Böylece otizm pek çok araştırmaya konu olmuştur ve bir çok bilim adamı otizme ilişkin pek çok soruya yanıt armış, çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.
1966 yılına kadar Freud yaklaşımına göre Otizm açıklanmaya çalışılmış varlıklı ailelerde ve soğuk ebeveynlerden kaynaklandığı – özellikle “buzdolabı anne” olarak tanımlanan anneye bağlı olduğu – düşünülmüştür. Bu düşünce doğrultusunda tedavi ve terapiler uygulanmaya çalışılmıştır.
Biyolojik bir temele dayalı olduğu varsayımı ilk kez tıp doktoru olmayan, bir otistik çocuğu bulunan Bernard RİMBRAND tarafından ortaya atılmıştır. Bu tarihten sonra biyolojik nedenler üzerine yoğun araştırmalar yapılmaya başlamıştır.
Günümüzde hala otizmi kökten çözen bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. Ayrıca otizmin henüz kesin bir laboratuar tanısı yoktur. Beyinlerinin neresinde sorun var ya da beyin fonksiyonlarının işleyişindeki farklılık net bir şekilde açıklanamamaktadır.
OTİZM NEDİR?
Kişinin; düşüncelerinin, duygularının ve arzularının, dünyayı kendi algılayış biçimine göre belirlenmesidir. Bireyin iç gerçekliği, dış gerçeklikle bağdaşmaz. Birey olay, nesne ve olguları norm içinde bulunan kişilerin paylaştığı gerçeklik temelinde değil kendi duygu ve düşüncelerinin ışığı altında değerlendirir. Bu tanımıyla patolojik bir anlam taşır. Karşılık, red, sosyal etkileşimde, iletişimde devam eden bozukluklar, stereotip davranış paterni ile karakterizedir.
Tipik olarak sosyal anlamda çevreye tepkisizlik, sözlü veya başka türlü iletişim güçlükleri, gerçeklikten uzaklaşma, içe kapanma, nesnelere karşı aşırı düşkünlük, takıntılı hareketlerle tanımlanan bir süreçtir.
Ne olduğu kesin olarak bilinmeyen bu süreçte tek bir tanım bütün otistikleri kapsamamaktadır. Başlıca davranışsal belirtileri bazen normal çocukların ya da diğer gelişim farklılığı gösteren çocukların gösterdiği özelliklerle karışabilmektedir.
Yaşanan bu süreç her hangi bir kültüre ait değildir. Evrensel bir özellik taşır. Her kültürde, her toplulukta görülebilir. Toplumu, toplumsal kuralları, geleneği, uyumu, kültürü ve bağlılığı reddeden bir nitelik gösterir.
Otizm yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan bir sendromdur. Otistiklerde ; sosyo – duygusal ve dil alanında şiddetli bir farklı gelişim seyreder. Otistik bireyi tanımlamak için kullanılan bir çok davranış kriteri vardır. Ancak otistiklerin kendilerine özgü farklı özelliklerinden dolayı hiçbir otistikte bu kriterlerin tümü bulunmaz veya aynı anda görülmez.
Bazı otistikler matematik, müzik veya görsel alanda müthiş yetenekli olabilirler. Ancak bu yeteneklerini günlük hayatta kullanamaya bilirler. Bu tip yetenekler gösteren bireyler için Fransızca bir deyim olan “İdiot Savant” (Bilgin Aptal) terimi kullanılır. Dünyayı bir bütün olarak algılayamazlar, genelleme yapamazlar, detaylara takılıp kalabilirler.
Yaygın gelişim bozukluğu adı altında toplanan hiçbir süreç birbirinin aynı olarak seyretmez. Her biri kendi iç yapısı içinde farklı özellikler gösterirler. Ancak süreçte kendine özgü ortak özellikler bulunur.
Gelişimleri ne düzeyde veya nasıl bir yapıda olursa olsun onların hayatı ve dünyayı algılayış biçimleri bizim algılama şeklimizden oldukça farklı bir yapı göstermektedir.
YAYGINLIK DERECESİ NEDİR?
İlk araştırmalarda 2500 kişide 1 olarak bildirilen değer günümüzde 1000’de 1 civarında olduğunu belirtmektedir. Zaman içinde görülen bu artışın açıklanmasında değişik varsayımlar vardır. Bir görüşe göre; çevrenin – doğanın kirlenmesi, radyo aktif maddeler, beslenme alışkanlığının değişmesi gibi nedenlerle sürecin giderek arttığını savunmaktadır. Bir diğer görüş ise ; sürecin zamanla daha iyi tanınması ve hafif formlarının da bu sayıya eklenmesiyle sıklık oranının artmış görüldüğünü savunmaktadır.
EPİDEMİYOLOJİK ÇALIŞMALARDA;
Prevalans (yaygınlık): Çoğu vakada 36. Aydan önce başlar. Ancak anne – babanın farkında olması ve şiddetinin belirlenip tanı konması 36. Aydan sonra olur. Son çalışmaların hedefi 18. Aydan önce güvenilir bir şekilde tanı koyabilmektir. % 25 vakada epilepsi nöbeti birlikte seyreder.
Cinsiyet Dağılımı: Erkek çocuklarda 2 – 3 kat daha fazla görüldüğü saptanırken , geniş olgu serilerinde erkek – kız oranının 4 – 5 / 1 olduğu görülmüştür. Ülkemizde yapılan araştırmalarda erkek – kız oranı 5/1 olarak bildirilmiştir. Bunun yanı sıra kız çocuklar, erkek çocuklara göre otizmin özelliklerini daha yoğun ve ağır olarak yaşarlar.
Sosyo – Ekonomik Durum: Başlangıçta yapılan çalışmalarda yüksek sosyo – ekonomik düzeydeki ailelerde daha sık görüldüğü ortaya konurken son çalışmalar ise arada bir fark olmadığını, sosyo ekonomik durumu düşük düzeyde olan ailelerin tanı ve tedavi için hekime gitmemeleri ile ilişkili olduğunu söyler.
Zeka Seviyesi: Yapılan araştırmalarda %80 inde zihinsel kapasitede zayıflık, % 75 inde öğrenme güçlüğü olduğunu göstermektedir.
OTİZMİN NEDENLERİ NELERDİR?
Yaygın gelişim bozukluğu olan bu sürecin nedenleri konusunda bir çok varsayım öne sürülmekle birlikte neden kaynaklandığı üzerine araştırmalar hala devam etmektedir.

Ailesel Faktörler: Ailelerle yapılan çalışmalar sonucunda; normal çocuğu olan annelerle, otistik çocuğa sahip aileler karşılaştırılmış, ancak çocuk yetiştirme becerisi konusunda anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Organik / Nörobiyolojik / Biyolojik Anormallikler
Otizme pek çok faktörün neden olduğu düşünülmektedir. Örneğin %25 inde “Frajil X” ( kırılgan X ) sendromu adıyla bilinen bir hastalığın, %1 – 3 ünde “Tüberoz Skleroz” (iyi huylu urlar, gelişme geriliği, nöbetler, görme kusurları ve zeka geriliği ile tanımlanan otozomal baskın kalıtsal bir hastalık) adıyla tanınan genetik hastalıkların otizme yol açtığı düşünülmektedir.

Araştırmalar otistiklerin beyin hücrelerinin tuhaf bir şekilde çalıştığını göstermektedir. Beyin hücreleri arasında mesajları taşıyan kimyasal ileticilerin aşırı fazla veya eksik olduğu düşünülmektedir.
Bazı ip uçları genetik nedenlere bağlı olduğunu ve bu nedenler doğrultusunda beyindeki bazı kimyasal yapılardaki dengenin bozulduğunu varsaymakta ve bu varsayımlar üzerine çalışılmaktadır.
Bir başka teoriye göre ise anne rahminde, çocuğun beyninin oluşma safhasında yani 3. ve 6. aylar arasında bir farklı gelişimin ortaya çıktığı tahmin edilmektedir.
Normal çocuklarla yapılan karşılaştırma çalışmalarında otistiklerin daha fazla perinatal (doğumdan hemen önce ve doğumdan hemen sonraki dönem) komplikasyonlar yaşadıkları saptanmıştır.
TANI:
Otistik süreç için tanı koymada kullanılan her hangi bir nesnel – objektif- yöntem henüz yoktur. Günümüzde biyolojik durumu tespit eden bir yöntemle tanı koyulmamaktadır. Tanı koyma aşaması; aileden alınan detaylı bir özgeçmiş bilgisi ve uzun süreli, sistematik olarak yapılan gözlemlerle ve bu sonuçların değerlendirilmesi ile tanı koyulmaktadır.
TANI ÖLÇÜTLERİ
DSM IV’ e göre otizm tanı ölçütleri şunlardır.
A – En az bir tanesi 1. maddeden olmak üzere ve birer tanesi 2. ve 3. maddelerden olmak üzere 6 maddenin bulunması gerekir.
1-Aşağıdakilerden en az bir tanesinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal ( sosyal) etkileşimde niteliksel bozulma.
a)Toplumsal etkileşimi sağlamak için yapılan el, kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi bir çok sözel olmayan davranışta belirgin bir bozulma,
b)Yaşıtlarıyla gelişim düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe, onlardan uzak durma,
c)İlgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşmama,
d)Toplumsal veya duygusal karşılık vermeme,
2-Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde niteliksel bozulma,
a)Konuşulan dilin gelişiminde bozulma olması ya da hiç gelişmemiş olmaması
b)Konuşması yeterli olan kişilerde, başkaları ile söyleyişi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması,
c)Basmakalıp, yineleyici ( ekolali), ifadeler ya da özel bir dil kullanması,
d)Gelişim düzeyine uygun çeşitli imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama,
3- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma.
a)İlgilenme düzeyi üzerinde odaklanma açısından olağan dışı, basmakalıp ve yineleyici davranışlar çerçevesi içinde kalma,
b)Özgül, işlevsel olmayan, alışıla geldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya bağlanma,
c)Yineleyici motor manyerizmler ( parmak şıklatma, el çırpma, karmaşık vücut hareketleri)
d)Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşma.
B- Aşağıdaki alanların en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin yada olagan dşı bir işlevselliğin olması.
1-Toplumsal etkileşimde,
2-Sosyal iletişimde kullanılan dilde,
3-Sembolik veya imgesel oyunlarda.
ERKEN TANININ ÖNEMİ
Otistik çocukların gelişiminde eğitimin önemi dikkate alındığında, özel eğitimin bir an önce başlatılması için erken tanı önemlidir. Klinisyenler ve araştırmacılar çocuk gelişiminde; öğrenme çağındaki çocukların potansiyellerinin dikkate alınarak ve uygun eğitimle daha çok gelişme göstereceklerini ifade etmektedirler. Öğrenme çağı geçtikten sonra pek fazla bir değişme sağlanamayacağı ve ya daha yoğun çalışılması gerektiğini saptamışlardır.
Yapılan pek çok araştırmada erken yaşta başlanılan tedavi uygulamalarında otistik çocuklara bir çok beceri davranışı kazandırılmıştır.
Erken tanı konan bir otistik çocukta yapılan çalışmalarda özellikle sosyo – duygusal ve dil alanında büyük gelişmeler sağlanmıştır. 5 – 6 yaşına kadar hiçbir tedavi uygulanmayan çocuklarda ise zamanla gösterdikleri pek çok davranışı kaybettikleri, ana – babaların verdiği özgeçmiş bilgilerinden saptanmıştır.
Erken yaşta uygulamaya başlanılan tedavilerle sosyo – duygusal ve dil alanında ortaya çıkan gelişme diğer gelişme alanlarını – bilişsel ve devinsel alanı- olumlu yönde etkileyecek ve gelişmeyi sürdürecektir.
Otistik çocukta eğitsel tedavin önemi dikkate alındığında bu alanda yapılan çalışmaların amaca uygunluğu ve sağlıklı ilerlemesi, uygun bireysel eğitim programının hazırlanabilmesi için derin ve sistematik bir gözlem süreci gerçekleştirilmelidir.
Otizm bilindiği üzere “yaygın gelişim bozukluğu” dur. Bu nedenle otistik çocuğun yaşına göre içinde bulunduğu gelişim basamağının belirlenmesi gerekir. Bu tespit eğitimciye çocukla nerden, nasıl başlayacağına yardımcı olacaktır.
Norm içi kabul edilen çocukların yaşlarına göre gösterdikleri gelişim basamakları aşağıda çıkartılmıştır.
OTİSTİK ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ
 
Göz kontağı kurmazlar. Gözlerinize baksalar bile kısa sürelidir veya sizden uzaklara bakıyormuş gibidirler.                               
Huzursuz görünürler.                                                                                       
Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) birtakım ifadelere tepki vermeyebilirler.(seslenildiğinde duymuyormuş gibi davranırlar.)
Bazıları birtakım ses, koku, ışık veya dokunuşa aşırı hassastırlar.
Bazıları ise sıcak, soğuk veya herhangi bir acıya karşı oldukça duyarsızdır.
Etraftaki birtakım değişikliklere stresli bir tepki gösterirler.Bazı çocuklar ev veya oda düzenlerinin bozulmasına karşı aşırı tepki gösterirler. (örneğin, evdeki eşyaların yerleri değiştirilmişse, eşyalar eski yerlerine konana kadar kendilerini yerden yere vurup ağlayabilirler.)
Rutin olarak görmeye ve yapmaya alıştıkları şeyleri severler. Zihinlerinde yaşadıkları ortamın bir haritasını gezdirirler ve yapılan her küçük değişiklik çocuğun daha fazla stres yaşamasına neden olur.
Bazı çocuklar çok saldırgan olurlar. Kendilerine, başkalarına ya da eşyalara zarar verebilirler.
Tehlike ve korku duygusu hissetmezler. (örneğin, korkusuzca trafiğe çıkabilir, ateşle oynayabilirler.)
Yemek yeme bozuklukları vardır. Bazıları yenmez şeyleri yemekten hoşlanabilir.  
Kullandıkları kelimeler çok sınırlıdır ve genellikle etraflarında sık duydukları sözleri kullanırlar.Bazen de konuşulanları papağan gibi tekrarlayabilirler.(Ekolali)
Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole ederler. (Örneğin, birilerini önemsemezler, ya da birileri yerlerini işgal ettiğinde veya zorunlu bir aktivite yapmak durumunda kalınca, istenmeyen bir obje gibi orayı terk ederler.
Çoğunlukla insanları değil de objeleri ve cansız varlıkları tercih etmektedirler.
Yaşadıkları duygular genellikle anında ve kesindir. İhtiyaçları önceliklidir. (Aydın,2003) 
Parlak şeylere çok ilgi duyarlar. İlgileri belli bir şeye yöneliktir ve bu şey ortadan kaldırılırsa çocuk kriz geçirir. Otistik çocuklar bazı şeylere çok bağlıdır. Konserve kutuları, boş deterjan kutuları, plastik şişeler ve plastik kapaklar gb. Sevdiği bir şey kaybolursa bulunana kadar huzura kavuşmazlar.
 Yüksek sese karşı ilgisiz olanlar olduğu gibi bazı seslere şiddetli tepki gösterenler de vardır. Bazısına motosiklet ve köpek havlaması işkence gibi gelir.
 Hayatı boyunca konuşamayanlar olabilir.
Otizmli çocuk, yürüyüşüne dikkat etmeden merdivenleri inip çıkabilir, bisikletini dikkatini vermeden sürer. Hatta pek çoğu karanlıkta eşyalarını bulabilir.
Dokunulmayı sevmese de sıkı sarılmalardan hoşlananları vardır.
Ellerini çırparlar, yüz göz hareketleri yaparlar ve başları dönmeden kendi etraflarında dönerler. Çoğu parmak uçlarında yürür. Bir çok otistik ellerini ya da eşyaları gözlerine çok yakın tutarlar. Bir kısmı güzel yürür, tırmanabilir ama bir kısmı da sakar olup dengesiz yürür tırmanmayı sevmez. Bazılarının parmak becerileri güzel ama yürüme ve konuşması iyi değildir. Hemen hemen hepsi yürürken kollarını çapraz sallamayı oldukça geç öğrenirler.
Bazı çocukların kendilerine ait rutinleri vardır; iskemleye oturmadan önce bir kere iskemlenin etrafında dolaşmak gibi.
Bazıları para gibi yuvarlak şeyleri döndürmeye meraklı ve beceriklidir. Dönen şeylere bakmaya doyamazlar.
Pek çoğu müziği sever ve şarkı söyler.
Otizmli çocukların duygusal gelişimi öteki çocuklarınki gibi olup tek farkı gelişimin gecikmesidir. Bir yaşındaki çocuğun annesinin arkasında ağlama özelliği otizmli bir çocukta dört veya beş yaşlarında ortaya çıkabilir. (Persson,2002)
Otistik çocukların çoğu suyla oynamayı ve otomobille dolaşmayı çok severler.
İletişim için konuşmayı çok fazla kullanmazlar.İsteklerini ifade etmek için ve isteklerine ulaşmak için kişilerin elinden tutarak bunlara ulaşmaya çalışırlar.
Bazıları kendi etraflarında döner ve sallanırlar.Yürürken zıplayarak veya parmak uçlarında yürürler.
Bazılarında uygun olmayan ortamlarda nedeni bilinmeyen gülmeler görülür.
Başkalarının duygularını anlamakta zorlanır ve buna uygun tepkiler veremeyebilirler.
Taklit yetenekleri sınırlıdır.
 
OTİZMİN ALT TİPLERİ
 
ASPERGER SENDROMU:
 
Bu sendromda tipik olarak Otistik çocuklarda görülen sosyal ilişki ve iletişim sorunlarının yanı sıra dar ilgi alanı görülür.(örn. Hangi tarihin hangi güne geldiğini hesaplamak, uzun bir metni ezberlemek gb.) Çok sınırlı bir konuda çok derin bilgilere sahip olurlar. Otistiklerden farklı olarak zamanında konuşmaya başlarlar. Aşırı bilgiçlik ve el becerilerinde özel sorunlar çok tipiktir. Bu çocuklar normal veya üstün zekaya sahiptirler. Mekanik oyuncaklara çok düşkünlerdir. Davranış sorunları olur. El-kol hareketleri mimikler ve vücut dilini kullanma konusunda sorunları vardır. (Korkmaz,2000)
 
ÇOCUKLUĞUN DEZİNTEGRATİF BOZUKLUĞU:
 
Bu çocuklarda doğumdan sonra en az iki yıl tamamen normal gelişim söz konusudur. Sıklıkla 3-4 yaşları arasında ortaya çıkar. Bu tanıyı koyabilmek için belirtilerin 10 yaşından önce gelişmiş olması gerekir. Çocukluk dezintegratifin başlaması ile ilk olarak artan aktiviteler, huzursuzluk, kaygı ve daha önce kazanılmış olan (konuşma gb.) becerilerin hızla yitirilmesiyle belirginleşir. Çocukluk dezintegratifin de ağır zihinsel engel görülür.
           
RETT SENDROMU:
           
Rett sendromu yalnız kızlarda görülen bir sendromdur.. En önemli belirtisi normal bir doğum ve ilk beş ay normal gelişimi takiben bebeğin başının büyümesinin giderek durması ve kafa çapında görülen küçülmedir. Rett sendromu olan çocuklar, ellerini belli bir amaca yönelik olark kullanmaktan vazgeçmeleri ve tipik el hareketleri (çamaşır yıkıyormuş gb.) ile ayırt edilir. İlk bir yıl içinde sosyal iletişimleri bozulur, daha ileri yaşlarda, eğer yürümeye başlamışlarsa yürümeleri de bozulur.Konuşmaları gelişmez veya gecikir.  (Korkmaz,2000)
 
BAŞKA TÜRLÜ ADLANDIRILAMAYAN YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUK (ATİPİK OTİZM):
 
            Karşılıklı toplumsal etkileşimde ağır ve yaygın gelişimsel bozukluk olmasının yanı sıra sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinin gelişmesinde bir bozukluk olmasına ya da basmakalıp davranış, ilgiler ve etkinlikler bulunmasına karşın özgül bir Yaygın Gelişimsel bozukluk, Şizofreni, Şizotipal Kişilik Bozukluğu ya da Çekingen Kişilik Bozukluğu için tanı ölçütleri karşılanmıyorsa bu kategori kullanılmalıdır.(Köroğlu,2001) Gözlenen semptomların tanı koymak için yetersiz kalması durumunda konan tanıdır.  
 
OTİSTİK ÇOCUKLARIN DAVRANIŞ PROBLEMLERİ
 
a- Öfke Nöbetleri : Genellikle 2-5 yaş döneminde belirginleşir. Bu dönemde konuşma çok az ya da hiç olmadığından, çocuk isteklerini sözel olarak ifade edememektedir. Bu nedenle, çoğu otistik çocukta öfke nöbeti olarak adlandırılan tekmeleme, ağlama, bağırma, kendini yere atma gibi davranışlar ortaya çıkmaktadır.
b- Çevresine Zarar Veren Davranışlar : Dışarıda çığlık atma, evdeki eşyalara zarar verme.
c- Kendisine Zarar Veren Davranışlar : Bu davranışlar; genellikle çocuğun kızdığı, endişelendiği ya da başarısız olduğu zamanlarda ortaya çıkmaktadır. Örnek : saçlarını çekme, yüzünü tırmalama, ellerini ısırma vb. İleri derecede ise; başını duvara ya da yere vurma, ellerini kanatacak derecede ısırma.
d- Stereotip (Aynı Şekilde Tekrarlanan Hareket Dizisi)Vücut Hareketleri :  
1.Duyumsal Uyarım : İleri-geri sallanma, kendi ekseni etrafında dönme.
2. Görsel Uyarım : Parmaklarını gözlerinin önünde hareket ettirme, parmakları ile havada şekiller oluşturma.
3.Dokunsal Uyarım : Elin ritmik hareketler ile kulak, el gibi diğer vücut parçalarına vurulması.
4. İşitsel Uyarım: Aynı ezgiyi üst üste saatlerce mırıldanma. (Darıca,Abidoğlu ve Gümüşcü 2002).
 GELİŞİM BASAMAKLARI
 0 – 8 AY
Dil Gelişimleri

Müzik dinlerler,
Seslere karşı tepki verirler,sesler çıkarırlar,
Gülümseyebilirler,isimleri söylendiğinde tepki gösterirler.
Bilişsel Gelişimleri
Bir nesneden diğer nesneye bakabilirler,
Düşen bir nesneyi takip edebilirler,
Nesneleri çekebilirler.
Özbakım Becerileri
Biberonlarına uzanabilirler,
Parmaklarını emerler,
Bir nesneyi ağızlarına götürebilirler,
Yardımla bardaktan içebilirler,
Yardımla kaşıktan yiyebilirler.
Sosyalleşme
Çevresindekilere gülümseyebilerler,
Tanıdıklarına uzanırlar,aynadaki yansımalarına gülümserler,
İnsanların kendileri ile konuşmalarına gülümseyerek karşılık verirler.
İnce Motor Becerileri
Elerini kaldırıp,bakarlar.
Gözleriyle 180 derece takip edebilirler.
İki eli kullanarak kavrayabilirler.
Uzanabilirler
Nesneleri bir elinden diğerine geçirebilirler.

Kaba Motor Becerileri
Kafalarını tutabilirler
Dönebilirler
Oturabilirler
Emekleyebilirler
Tutunarak kendilerini çekebilirler.

14.Ay
 
Dil Gelişimleri
Objeleri isimlerinden tanıyabilirler
Müzik dinlemekten hoşlanırlar
İki kelimeli basit cümleler kurabilirler
Bilişsel Gelişimleri
Oyuncaklarıyla oynayabilirler
Kaybolan oyuncaklarını arayabilirler
İsmi söylenen nesneyi bulabilirler.
Özbakım Becerileri
Dökmeden bardaktan içebilirler
Kaşığı kullanmaya çalışırlar
Çoraplarını çıkarabilirler
Sosyalleşme
Evet ve hayır kelimelerinin anlamını bilirler.
İnsanların duygu durumunu anlayabilirler
Kısa süreli yalnız oynayabilirler
Çevresindeki insanlarla ilişki kurmaya çabalarlar
İnce Motor Becerileri
Avuçlayıp koparabilirler
Oyuncaklarını itebilirler
İki parmağını kullanabilirler
Bir eliyle diğer eline yardım edebilirler.
Kaba Motor Becerileri
Tek başlarına yürüyebilirler
Tutunarak merdiven çıkabilirler
Topu takip edebilirler.
14-24 Ay
Dil Gelişimi
Kelimelerin sayısı artmıştır
Resimleri isimlendirebilirler
Çok basit komutları gerçekleştirebilirler
Teknik bir dil kullanabilirler.
Bilişsel Gelişim
Objeleri aletler gibi kullanabilirler
Nesnelerin görevlerini ilişkilendirebilirler.
Deneme-yanılma yoluyla öğrenebilirler
Nesneleri büyüklük sırasına göre dizebilirler.
Özbakım Becerileri
Yardımsız bardaktan su içebilirler
Saçını tarayabilirler
Kaşığı kullanarak yemek yerler
Fermuar açıp kapatabilirler
Düğmesiz,lastikli kıyafetlerini çıkarabilirler
Tuvalet ihtiyaçlarını söyleyebilirler.
Sosyalleşme
Hayali oyunlar oynayabilirler
Yaşıtlarının oyunlarına katılmak isterler
Hayır kelimesini kullanırlar
İnce Motor Becerileri
Küplerden kule yapabilirler
Basit yap-bozları yapabilirler
Kitap sayfalarını açabilirler
Kaba Motor Becerileri
Sandalyeye tırmanabilirler
Tek ayak üstünde durabilirler
Zıplayabilir,topu tutup tekme atabilirler
36.Ay
Dil Gelişimi
Vücut parçalarını bilir,isimlendirirler
Sıfatları kullanmaya başlarlar.
Oldukça fazla soru sorarlar
Bilişsel Gelişim
Saymaca yapabilirler
İnsan yüzü çizebilirler
Ana renkleri bilirler
Özbakım Becerileri
Ayakkabılarını giyip-çıkarabilirler
Tuvalet ihtiyacını yapabilirler.
Günlük rutin işleri bilirler
Basit kıyafetlerini giyip-çıkarabilirler
Sosyalleşme
Hayali oyunlar kurup oynarlar,
Kendi eşyalarını tanır ve korurlar
Sıralarını bekleyebilirler (kısa süreli)
Yardım isteyebilirler
İhtiyaçlarını önce kendileri karşılamaya çalışırlar
Çevrelerine karşı ilgili ve meraklıdırlar.
İnce Motor Becerileri
Kitap sayfalarını tek tek çevirebilirler
Makasla kesebilirler
Çekmece ve kapıları açabilirler,
Boncukları ipe dizebilirler.
Kaba Motor Becerileri
Koşup,tırmanabilirler
Oyuncaklarını iterek veya çekerek yürüyebilirler
Üç tekerlekli bisiklete binebilirler.
Klinik Belirtiler
Otistik davranışlar gösteren çocuklarda 2,5-3 yaşından sonra tanı konulmaktadır.
Ebeveynlerin çocuklarındaki farklılığı öncelikle konuşmanın gelişmemesi veya hiç konuşma olmadığı durumlar dikkatlerini çeker.Bu nedenle işitme problemleri olduğu düşüncesiyle bir KBB uzmanına götürürler.
Bu çocukların 1/3 ünde işitmeyi bozan bir ortakulak hastalığı saptanır.tedavi ile kısmi bir iyileşme sağlansa da psikiyatrik değerlendirme yapılması şarttır.
Otistik çocuğu olan ailelerin yüzde 50 si ilk bir yaşına kadar bebeklerinde normal dışı sosyo-duygusal bir gelişim olduğunu farkederler.
İlk yıllarda bebek anne-babanın yüzüne bakmaz,anne kucağına almak istediğinde uzanmaz,sosyal temastan kaçınır.Çevresinde olup-biten olaylara karşı ilgisizdir.Bu her sosyal-duygusal farklılık gösteren bebeklerin otistik olduğu anlamına da gelmez.
Leo KANNER yaptığı çalışmalar sonucunda otizmin doğumda mevcut olduğunu savunmuştur.Günümüz araştırmaları da semptomların bir çoğunda doğumda olmasa da çok erken dönemlerde bir takım sorunların olduğunu vurgulamaktadır.Norm içi kabul edilen bebekler 2. ayın sonuna kadar insanlarla nesneler arasındaki farkı görebilmektedir.Ancak otistik bebekler nesnelerle insanların faklı olduğunu uzun süre algılayamazlar.Bu durum sonucunda da otizmin bu dönemde başlıyor olabileceğini göstermektedir.
Olguların yüzde 25 inde temel problemler erken dönemde kendisini göstermez.Belitiler 2.yaşın sonlarına doğru ortaya çıkmaya başlar.
Birçok otistik çocukta semptomlar kendini göstermekle birlikte aileler farketmaz.Bir çok faktörde belirtilerin tespit edilmesinde gecikmelere neden olabilir.
Otizm Ve Genetik
Aile ve ikizler üzerinde yapılan araştırma sonuçlarına göre tüm otizm vakalarının yüzde 10-20 sinde temel neden olarak genetik bir problemin neden olduğu,genel olarak incelendiğinde ise yüzde 90 kalıtımın rol aldığı düşünülmektedir.
Otizm ile bağlantısı olduğu düşünülen genler; 6. ,7.,13. ve 15. kromozom üstünde yer almaktadır.Ne var ki sadece bu genler otizme yol açmamaktadır.Daha gen ve bu genetik faktörlerle ,çevresel birtakım nedenlerin bir araya gelmesi sendromun ortaya çıktığını düşündürmektedir.
Tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan çalışmalarda otistik her ikisinin de otistik olma özelliği yüzde 70 ten daha azdır.Genom projesine göre otizme neden olan en az 5 gen vardır.Otizm tanısı özelliklerinin görülmesi için bu 5 genin hepsinde bir bozukluk olması gerekmektedir.
Otistik çocuğu olan ailelerden alınan kan örneklerinde yüksek düzeyde seratonin maddesi bulunduğu görülmüştür.
Tüm bu yapılan genetik araştırmalar doğrultusunda genom uzmanları otizme sadece genlerin neden olmadığını da belirtmektedirler.
Eğer otizm sadece genetik nedenlere bağlı olsaydı .Tek yumurta ikizlerinin hepsinin otistik olması gerekirdi.Oysa ikizlerden biri otistikse diğerinin de otistik olma ihtimali %30 ila %70 arasındadır.
Otizm de çevresel nedenler ,bağışıklık sistemindeki bozukluklar ,virüsler ,beslenme şeklinin de etkili olabileceği düşünülmektedir.
Hamilelik döneminde geçirilen organik veya psikolojik rahatsızlıklar ,kullanılan ilaçlar,inorganik beslenme şekli ,alınan virüsler,radyasyon gibi etkenler .veya beyin hasarı gören çocuklarda erken dönemde geçirilen bir ansefalit yani beyin iltihabı sonrası otizmin geliştiğini göstermektedir.
Yapılan ve hala devam eden çalışmalar ileriki yıllarda hamilelik döneminde DNA çalışmaları ile tanının koyulabileceğini olası olarak sunmaktadır.
Seyri Ve Sonlanışı
Otistik tanısı olan bireylerin 2/3 ündehayat boyu bir diğerinin bakımına ve desteğine ihtiyaç duyulurken 1/3 ü kendine yetebilen ,ihtiyaçlarını karşılayan erişkinler olduğu görülür.
Erken müdahale yapılan vakaların %4 ü normalden ayırt edilemeyecek kadar iyileşebilir.%11 i bazı davranışsal sorunları olsa da iyi gelişim görülmüştür.
Ergenlik döneminde %30 olguda geçici ,%22 olguda devamlılık gösteren hiperaktivite ,agresif davranış ,sendromun ağırlaşmasına epilepsi neden olur.
Erken tanı hala 2-5 ,3 yaşlarında konabilmektedir.
Tedavi Edilebilir mi?
Günümüzde hala otizme yönelik kesin bir tedavi yöntemi yoktur.Otizm hayat boyu devam eden bir süreçtir.Tedavi ile bazı belirtileri ortadan kaldırılabilir.Uygun bir eğitimle de bazı davranışları ve birtakım becerileri kazanmaları sağlanabilir.

Tedavi Yöntemleri
İlaç Tedavisi :Otizm belirtilerinin ortadan kaldırılmasında etkili değildir.Ancak otizme özgü davranış problemleri için kullanılır.Örneğin ;hiperaktivite,anksiyete,depresyon,saldırganlık,uyku ve yeme problemleri gibi.

Beyinde bulunan bazı kimyasalların farklı salgılanması nedeni ile (bunlar ;seratonin,depomin,opiot,noradrenalin gibi beynin işleyişinde aktif rol alan sistemler)bu yönde kullanılan ilaçlar bazı değişiklikler yaratmaktadır.
İmmünglobülin Tedavisi :Bağışıklık sisteminin farklı çalıştığını öne süren teori doğrultusunda Otistik bireye hastane ortamında damar yolu ile immünglobilin verilir.Küçük çocuklarda ve bazı otistiklerde yararlı olduğu görülmüştür.
Sekretin Tedavisi :Bağırsak ve mide sisteminde ,sindirim işlevinde rol alan hormondur.Büyük olasılıkla sekretin ,beynin işleyişinde önemli rolü olan nöropeptikler üzerinde etkili olduğu için otistiklerin tedavisinde kullanılır.Düzenli olarak ayda bir defa verilir.Deneyimle gastroenterologlar tarafından verilir.
Fizyoterapi :Otistik çocukta ;el-göz koordinasyonu geliştirmek ,ince-kaba motor becerileri arttırmak ,amaca yönelik hareket kazaqndırmak ,düzgün ve anlaşılır konuşmayı arttırmak ,kas gelişimini korumaktır.
Diyet tedavisi :Bazı araştırmacılar kazein (süt)ve gluten(tahıl)miktarının otistik davranışlara neden olduğunu ileri sürmektedirler.Bu diyettesüt ve tahıl içeren gıdaların verilmesi yasaktır.Uzman kişiler bu maddelerin bağırsakta çözünerek peptitlere dönüştüğünü ,kana karışarak beyne ulaşarak ciddi hasarlar yol açtığını öne sürerler.Henüz kuram kesinlik kazanmamıştır.
Vitamin Tedavisi : Otistiklere uygulanan başlıca vitamin tedavisi ;aşırı dozda B6 vitamininin magnezyumla birlikte verilmesidir.Ayrıca Otistikler için hazırlanmış bazı özel vitaminler de vardır.Ancak bilimsel olarak vitamin tedavisi de çok ciddi bulunmamaktadır.
Ayrıca sanat ve müzikle tedavi,sensory(duyusal)çalışmaları ,işitsel terapi,konuşma terapisi ve en önemlisi eğitsel terapidir.
L. WİNG
Bir otistik çocuğu bulunan L.Wing yaptığı araştırmalar sonucunda geniş bir tablo içinde birbirinin tam zıddı olan davranış özellikleriyle de olsa otizmin bireyselliğini sunmuştur.
Otistik bir çocuk sürekli ağlayabilir. Uykudan uyandığında sakinleştirilmesi zordur. Sakinleştirilmesi için sevdiği bir aktivite sunulabilir.
Yıkanmaya, üstünü değiştirmeye,... bir çok yapılması gereken rutin işlere tepki gösterebilir.
Otistik bir bebeğe yaklaşıldığında kucağa alınmak için kollarını kaldırmayabilir, kendisine dokunulduğunda tepki gösterebilir.
Bazı otistik bebekler yattıkları yatağın veya bebek arabasının duvarlarını uzun süre tekmeleyebilir bazıları ise kendilerini sallayabilir.
Norm içi kabul edilen çocukların ilgisini çeken şeylere otistik çocuk ilgi göstermez. İlgisini çeken şeyler daha çok kendi ilgi alanına yöneliktir. Dönen nesneler yada parlak eşyalara ilgi duyabilir.
Bazıları yüksek düzeydeki seslere tepki gösterirken bazıları hiç rahatsız olmayabilir.
Konuşulan dilin bir içeriği olduğunu anlayamaz. Bu içeriği anlamadığı için söyleneni veya istenileni yerine getiremez.
Hiç konuşmayanlar olduğu gibi. Beş yaşına doğru konuşmanın bir fonksiyonu olduğunu anlayabilir ve basit cümleleri yerine getirebilir.
Bazıları önceleri ilgi duyduğu, ihtiyacı olan eşyaları ifade ederken zamanla cümle kurmayı başarabilir.
Söylenileni olduğu gibi tekrar edebilir. Konuşan kişinin söylediği tonda ve gramer hatası yapmadan tekrar edebilir. (Ekolalik konuşma)
Konuşmaya kendilerini zorladıklarında cümle hataları, gramer hataları yapabilirler.
Cümle içinde kelimeleri yanlış kullanabilirler.
Ses düzenini yanlış kullanabilirler.
Zamirleri doğru ve yerinde kullanamazlar.
Cümleleri somut olarak alırlar ve buna göre yanıt verirler.
Gördükleri şeyleri bir bütün olarak algılayamazlar. Detaylara takılıp kalırlar.
Otistik bir çocuk dikkat etmeden merdiven çıkabilir, bisiklet sürebilir, karanlıkta bir eşyayı bulabilir.
İhtiyaç duyduğu şeyleri; bağırarak, yetişkinin elini tutup üstüne koyarak, işaret ederek ifade edebilir. İhtiyacı karşılandıktan sonra yanında bulunan yetişkine yokmuş gibi davranabilir.
İstediklerini işaret ederken parmağını değil elini kullanır.
Baktığı resimlerde, resmin bütününe değil ilgi duyduğu bir noktaya takılır kalır.
Otistik bir çocuk yemek yiyormuş taklidi yapamaz ama taklitle yemek yemeyi öğrenebilir.
Bazı otistik çocuklar jest ve mimikleri detaylara dikkat ederek anlayabilir. Jest ve mimiklere takılan bu çocuk iyi bir anlama yeteneğine sahipmiş gibi görünebilir.
Bazı otistikler eşyaları tadarak, koklayarak veya dokunarak tanımaya, araştırmaya çalışırlar. Bu hayatı boyunca bu şekilde devam edebilir.
Dokunulduğunda tepki gösterirken sarılmalardan hoşlanabilir.
acıya, sıcağa, soğuğa karşı dayanıklı olanlar vardır.
Stereotip hareketleri vardır. El çırpma, kendi çevrelerinde dönme, parmak şıklatma, karmaşık el – göz hareketleri gibi.
Bazılarının el ve parmak becerileri çok iyi olmasına rağmen bazen basit işleri yapmakta zorlanabilirler.
Bazı hareketleri taklit etmede zorlanırlar. İstenilen hareketin tam tersini yapabilirler.
Kıyafetlerini uygun sırayla giyemeye bilirler. Örneğin kazağın üstüne gömleğini giymeye çalışabilir.
Bazı otistikler çevresindeki insanlara tepki vermeyebilir, onlara yokmuş gibi davranabilirler.
Yürüdükleri yolların değiştirilmesine tepki gösterebilirler. Hep aynı yolu ve kaldırımı kulanmak isteyebilir.
Bazıları kendi rutin davranışları vardır. Örneğin koklamadan bir şeyi yemeye bilirler.
Nesnelere bağlanabilirler. Gazoz kapakları, şişeler, deterjan kutuları gibi.
Bazı otistikler yemekte oldukça seçici olabilirler. Sadece hamur işi yada et türü yemekler dışında bir şey yemek istemeyebilirler.
Tehlikelerin farkında değillerdir. Araçlardan, yüksek yerlerden sakınılması gerektiğini bilemeyebilirler.
Oyuncakları amacına uygun kullanmazlar. Örneğin bir kamyonun sadece tekerleği onun ilgisini çekebilir.
Yap – boz parçalarını resmin ne olduğunu bilerek değil ama parçaların içinde bütünü bularak yerleştirebilir.
Yaşıtlarıyla birlikte oynamazlar, oyun kurmada ve sürdürmede rol almazlar.
Müziğe aşırı ilgi gösterebilir. Parça sözlerini ezberleyebilir ama konuşma dilini kullanmada zorluk çeker.
Otistik çocuklarda duygusal gelişim normal çocuklara göre farklı gelişme gösterir.
 

 




Tüm Gülen Gözler Ailesine Günaydınlar Diliyoruz....
Şahin YILMAZ (Halkla İlişkiler)

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...
AFRA YAREN YILMAZ ()

Mesaj Eklemek için tıklayın
 Engelli Bireylerin Normal Okullarda Akranları Gibi Eğitimin Bütün Olanaklarından Yararlandığına İnanıyor musunuz?
 Hayır
 Evet
 Kısmen

Mahjong Pro
Oynamak için tıklayınız

Diğer Oyunlar için tıklayınız